Altın Portakal Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj yarışmaları heyecanla sürüyor. En yeni yerli yapımlar ve dünya sinemasının en başarılı örnekleri sinemaseverlerin karşısına çıkarken sinemacılar da Antalyalılarla buluşuyor.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma heyecanı ile doludizgin sürüyor. Ulusal ve uluslararası kategoride uzun metrajlı filmler ve ekipleri, sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. Dün, ekipleriyle birlikte, seyirciyle buluşan yapımlar arasında; Elisa, Kadim Mavi, Hakikatin Ölümü, Babalarımdan Biri Ay’dır, Umut Işığı ve Riverstone vardı.
Dünya prömiyerini Altın Portakal’da yapan Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden "Elisa" ekibi, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterim sonrası soruları cevapladı ve Türk sinemasında az rastlanan bir tür olan bilim- kurgu türünde olmasına rağmen seyircilerin büyük ilgisiyle karşılandı. Söyleşiye; yönetmen Sinan Sertel, senarist Selman Kılıçaslan, oyuncular Sabahattin Yakut, Cemil Büyükdöğerli, Berfu Öngören, Ekin Türkmen, Mehmet Çepiç, Serkan Altıntaş ve çocuk oyuncu Defne Doğar ile kurgucu Naim Kanat katıldı.
Çocukluğundan beri bilim kurgu hayranı olduğunu belirten yönetmen Sinan Sertel, "Önceki filmin de bir süper kahraman filmiydi. Ama türün temel özelliklerinden farklı olarak bu filmde bir ana karakter yok; genelde bilim kurguda bir ana karakter olur ve onun hikâyesini dinleriz. Bizim filmimizde başrol yok desek yeridir; herkesin hikâyesine giriyoruz hatta ölülerin bile hikâyesi var" diye konuştu.
Sertel, bilim kurguda dünya sinemasındaki başarılı örneklerle karşılaştırılması ihtimalini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise "Bu sadece bilim kurgu değil bizim topraklarımız üzerinden bilim kurgu anlatma biçimi. Dolayısıyla ben kendimi bu yarışa sokmuyorum, ben kendi minderimdeyim" dedi.
Oyuncular da aynı noktaya değinip projeyi kabul etmelerindeki en önemli etkenin; bu ‘benzersiz bir iş yapma riskini almak’ olduğunu ifade etti. Sabahattin Yakut, "30 kilometrekarelik bir mağara içinde bütün günümüzü geçiriyorduk" derken Berfu Öngören, "Oyunculuk adına neyi yapıp neyi yapamadığımı görme imkânı verdi" diyerek meslektaşını destekledi. Ekin Türkmen, klostrofobisi dolayısıyla madende çalışmakta zorlandığını dile getirerek "Bu vesileyle tüm maden işçilerine selam ve saygılarımı gönderiyorum; fizikî risklerin yanında psikolojik olarak da çok zor bir iş" diye konuştu.
Usta oyuncu Mehmet Çepiç ise kariyerinde ilk kez böyle bir karakter canlandırdığını esprili bir dille ifade ederek, "Bana genelde mafya babası, MİT mensubu, terörist, hain, şerefsiz adamlar verilir. Bu senaryoyu okuduğumda çok etkilendim. Yönetmen yardımcımız Vural, çekimlerin son günü, ‘Filmle ilgili bir tek şey söylesen ne derdin?’ dedi. Sinan’ı düşünerek ‘şükretmek’ dedim. Şükrettiğin zaman başarılı olursun; o çok şükretmiş" ifadelerini kullandı.
Naim Kanat ise filmin kurgusunun da en baştan senaryo ile birlikte şekillendiğini belirterek şunları söyledi: