İstanbul’da 14 Ekim günü etkili olan yağışın ardından yaşanan sel sonrası bulaşıcı hastalık riskine ilişkin konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, "Su baskınlarında halk sağlığı kapsamında dikkat edilmesi gereken noktalar vardı. Bulaşıcı hastalıklar; böyle durumlarda alert olduğumuz konulardan. Çalışmalarımız tüm ilçelere yayıldı, Ayazağa’da bir günde 100’e yakın ev ziyareti yapıldı, çalışmalarımız halen devam ediyor. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili şu aşamada intikal eden herhangi bir problem olmadı, endişe edilecek bir durum söz konusu değil. Zaten bir kümelenme durumu olsa erken uyarı sistemimizle tespitini yaparız. Vatandaşlarımız tek başlarına değiller, ilgili birimlerimiz sürekli yanlarında. Çalışmalar sel felaketinden sonra daha da arttırıldı" dedi.
İstanbul’da 14 Ekim günü etkili olan yağışın ardından yaşanan sel birçok noktada olumsuzluklara sebep olmuştu. Can kayıpları ve yaralanmaların yaşandığı selin ardından kentteki sağlık çalışmalarına ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, bilgi verdi. Güngör, sel sularının çekilmesinin ardından küf, temizlik, güvenli geri dönüş ve sel durumu sonrası sağlığı tehdit edebilen durumlara ilişkin konuştu. Su baskınları sonrasında kirli ve temiz suyun karışması gibi çeşitli nedenlerle bulaşıcı hastalıkların görülme riskinin artabileceği ifade edilirken Güngör, İstanbul’da bu yönde endişe edilecek bir durum olmadığını söyledi. Dün etkili olan yağışlar nedeniyle de İstanbul’da bazı noktalarda su baskınları yaşanırken Güngör, dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
"Çalışmalar sel felaketinden sonra daha da arttırıldı"
Dr. Mete Güngör, "14 ve 15 Ekim’de yoğun yağış sebebiyle meydana gelen su baskınlarında halk sağlığı kapsamında dikkat edilmesi gereken noktalar vardı. Bir tanesi; gerek kişisel gerek çevresel anlamda sağlık risklerinin tespit edilmesi ve bunların önüne geçilmesiydi. Güvenli suyun temini ve kontrolü, bulaşıcı hastalıkların kontrolü, tespiti durumunda önlenmesi faaliyetlerinin devam ettirilmesiydi. Faaliyetlerimizi bu minimalde devam ettirdik. Sahada 200’den fazla çevre sağlığı teknisyenimiz, 39 ilçe sağlık müdürlüğümüzün koordinasyonunda yaklaşık olarak 3 bin 500 klor bakiyesi numunesi alındı. 870 adet şebeke suyu numunelerinden analiz yapıldı, şebeke suyu klor çalışmaları yapıldı. Veriler sadece ilk iki günün verileridir. Normal şartlarda da şebeke suyunun kontrolü amacıyla rutinde şebeke sularından belli odak noktalarından düzenli olarak numuneler alınıyor. Her gün yaklaşık bin 107 noktadan klor bakiyesi bakılıyor. 15 günde bir gerek biyolojik, mikrobiyolojik gerek biyokimyasal numuneler alınıyor ve halk sağlığı laboratuvarlarımızda analizleri yapılıyor. Bu çalışmalar sel felaketinden sonra daha da arttırıldı" dedi.
"O günden bugüne hala sahadayız"
‘Alınan numunelerde şüphe ya da uygunsuzluk tespiti durumunda İSKİ ile irtibata geçilir’ diyen Güngör, "Gerekli düzeltici faaliyetleri yapması sağlanır ve onlar kontrol edilir. O günden bugüne hala sahadayız, ekiplerimiz denetimlerine devam ediyor. Şüpheli bulgu çok fazla olur, bu tür durumlarda alert oluruz, İSKİ‘yle çok sık irtibat kurduk. Olabilecek, olabileceği öngörülen her noktada müdahale edildi. Hiper, süper klorlama çok önemli özellikle İSKİ ile bu anlamda gerekli bildirimler yapıldı ve 2 gün süper klorlama yapıldı. Klor bakiyeleri ölçtüğümüzde süper klorlamanın başarılı olduğunu görmüş olduk. Sel gibi durumlarda birkaç risk var. Kanalizasyonların taşması, kanalizasyon suyuyla karışmış suların evlere basması sebebiyle kanalizasyon da mütemadiyen bulunan patolojik dediğimiz hastalık yapıcı mikroorganizmalar bunlar; bakteriler, virüsler, parazitler olabilir. Bu mikroorganizmalarla temas etmiş alanlar risk teşkil ediyor, risklerin öncelikle değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle yakıtlar, fabrikaların kimyasal atıkları da dahil olmak üzere sel sularına karışmış ve evlere, hanede girmiş olabilir. Bunların temizliği, boşaltılması da özel profesyonel çalışma gerektiriyor. Şebeke sularını düzenli olarak kontrol ediyoruz ama şebeke sularının düzgün olması tesisatın bina içine girdikten sonraki durumundan bağımsız. Şüpheli bir durum söz konusuysa bu suların kullanım amacı için kaynatılarak kullanılması, içme suyu olarak kapalı suların kullanılması önem teşkil ediyor" şeklinde konuştu.
"Nemli ortamın hızlı şekilde kurutulup havalandırılması lazım"
‘Bir diğer risk; küf, sel sularında ıslanmış alanlar doğal olarak nemleniyor’ diyerek sözlerini sürdüren Güngör, "Nemli ortamın hızlı şekilde kurutulup havalandırılması lazım, zamanında kurutulamazsa nem küfe dönüşüyor. İçerisinde de hastalık yapabilen mantarlar bulundurabiliyor. Bunların temizliği kontrolsüz yapılırsa eğer gerek havaya salınımlarıyla gerek temasla mantar enfeksiyonlarıyla karşı karşıya kalınabilir. Eğer eşya temizlenebilecek, kullanılamayacak durumdaysa uzaklaştırılması gerekiyor. Havalandırma çok önemli eğer az bir küf varsa vatandaşlarımız yüzey temizleyici ile temizleyebilir ama öncelikle temizlik sırasında kendimizi korumamız lazım. Küfteki mantarların havaya karışması ve solunum, temas yoluyla kişiye geçmesi durumu söz konusu olabilir. İlaçlama kısmı profesyonel ekiplerce yapılmalı" diye konuştu.