KAYSERİ’NİN 2038 PLANI MI VAR, 38 DAKİKALIK GÜNDEMİ Mİ?

KAYSERİHABERVAKTİ

Bazen bir şehrin geleceğini tek bir soru açığa çıkarır. MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’la sohbet ediyoruz. Gündelik siyasetten, şehir meselelerinden konuşurken birden sözü bana çeviriyor: “İlter abi, hep sen soruyorsun. Bir de ben sana sorayım: Kayseri’nin 2038 için bir hedefi, bir hazırlığı, bir planı var mı?” Soru basit görünüyor. Cevabı ise Kayseri’nin bütün siyasi, ekonomik ve idari fotoğrafını önümüze koyuyor. Durdum. Öyle kolay kolay susmam. Meslek hayatımda cevap vermekte zorlandığım anlar sınırlıdır. Bu da onlardan biri oldu. Far görmüş tavşan gibi kaldım desem yeridir. Düşündüm: Kayseri’nin 2038 hedefi ne? Önümüzdeki seçimde kimin aday olacağını sormuyorum. Hangi koltuğa kimin oturacağını da… Asıl soru şu: Bu şehir 2038’de nerede olacak? Neyle geçinecek, ne üretecek, nasıl büyüyecek? Gençleri burada mı kalacak, başka şehirlere mi gidecek? Dünya Kayseri’yi hangi özelliğiyle tanıyacak? Cevabı olan varsa buyursun. Ben, şehrin bütününü kapsayan, kurumların birlikte sahiplendiği, takvimi ve sorumluları belli bir 2038 hedefi duymadım. Herkesin söyleyecek sözü var; şehrin geleceğine gelince ortada ortak bir cümle yok. 2038’i özellikle söylüyorum. Çünkü bu rakam artık; şehrimizin plakası olmasından öteye geçti ve şehri anlatan bir misyon yüklendi . Gelin, bu simgesel tarihi yalnızca araçların arkasındaki bir rakam olmaktan çıkarıp Kayseri’nin geleceği için ortak bir hedefe dönüştürelim. Ama önce bugünün fotoğrafına bakalım. Kayseri’de siyasi ağırlık ve ortak irade bakımından ciddi bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Ankara’da gayret gösteren bir iki ismin çabasıyla koca bir şehrin bütün meselelerinin çözülmesini bekliyoruz. Sonra da “Kayseri güçlü şehir” diyoruz. Ekonomik gücünüz olabilir. Fabrikalarınız, ihracatınız, girişimcileriniz olabilir. Peki, bütün bu gücü Ankara’da ortak bir şehir iradesine dönüştürebiliyor musunuz? Birkaç gün önce emniyet müdürleri kararnamesi yayımlandı ve Kayseri’nin de İl Emniyet Müdürü değişti. Benim görüştüğüm, şehrin yönetiminde ve siyasetinde söz sahibi isimlerin çoğu değişikliği karar yayımlandığında öğrendi. Birbirini arayanlar, bize soranlar, bizim arayıp sorduklarımız oldu. Şimdi “Haberimiz vardı” diyenler çıkabilir. Ben konuştuğum insanların şaşkınlığını biliyorum. Bu örneği bir atamanın önceden bilinmesi gerektiğini savunmak için vermiyorum. Ankara ile kurulduğu söylenen ilişkinin derinliğini sorgulamak için veriyorum. Çünkü mesele yalnızca bir atamadan ibaret değil. Mesele, şehrin ortak aklının ve siyasi koordinasyonunun ne kadar güçlü olduğu. Şehrin yönetimine ilişkin önemli gelişmeler karşısında bile birbirine “Ne olmuş?” diye soran bir siyasi kadro, Kayseri’nin on iki yıl sonrasını hangi ortak iradeyle hazırlayacak? Bu soru iktidarla sınırlı değil. Muhalefete de soruyorum. Büyükşehir Belediyesinin 2038 Kayseri’si için kamuoyuna açıkladığı bütünlüklü hedefi ne? İlçe belediye başkanlarının kendi ilçeleri için hazırlığı var mı? Odaların, üniversitelerin, iş dünyasının, sivil toplumun aynı gelecek üzerinde konuşmuşluğu var mı? Bir masaya oturulmuş mu? Görev paylaşılmış mı? “Şunu şu tarihte bitireceğiz” denilmiş mi? Valiliği bir tarafa bırakalım; siyasi sorumluluğu olanlara isim isim soralım: Mustafa Elitaş’ın Kayseri için 2038 tasavvuru ne? Mehmet Özhaseki’nin ne? Abdullah Gül’ün bu şehrin geleceğine ilişkin paylaşacağı birikim, bir öneri, öncülük edeceği bir çalışma yok mu? Memduh Büyükkılıç’ın yönettiği şehir, 2038’e hangi büyük hazırlıkla gidiyor? Bugünkü milletvekillerinin, eski milletvekillerinin, il başkanlarının ortak hedefi nerede? Varsa açıklayın, öğrenelim. Ama önümüze günlük faaliyet listesini koymayın. Yapılmış ziyaretleri, kesilmiş kurdeleleri, katıldığınız toplantıları saymayın. Ben ne kadar meşgul olduğunuzu değil, Kayseri’yi nereye götürdüğünüzü soruyorum. Çünkü yoğunluk, yön demek değildir. Çok çalışmak, mutlaka doğru hedefe yürümek anlamına gelmez Bir şehrin geleceği yalnızca bugünün yöneticileriyle kurulmaz. Asıl mesele, yarının yöneticilerinin nasıl yetiştirildiğidir. Bu yüzden siyasetin kendi geleceğini de sormak gerekiyor. Bugün partilerin gençlik kollarında çalışan gençlerden hangilerini yarının yöneticileri olarak hazırlıyorsunuz? 2038’de il başkanınız olabilecek insanlara bugün hangi sorumluluğu veriyorsunuz? Belediye başkanı, milletvekili, şehir yöneticisi yetiştirmek için bir programınız var mı? Yoksa gençlerden beklediğiniz, toplantı salonunu doldurmaları, afiş asmaları ve büyükleri konuşurken alkışlamaları mı? Genç siyasetçilere de soruyorum: Hanginizin 2038’de bu şehri yönetmek gibi bir hedefi var? Ve o hedef için bugün ne öğreniyorsunuz? Şehir ekonomisini, ulaşımı, suyu, tarımı, turizmi, teknolojiyi ne kadar çalışıyorsunuz? Sadece adaylık hesabı yapmakla belediye başkanlığına hazırlanılmaz. Koltuğu istemek başka, o koltuğun sorumluluğuna yetişmek başka. Fakat Kayseri’nin önündeki engel yalnızca plansızlık değil. Bir başka büyük sorun da fikirle kurduğumuz ilişki. Birisi ortaya farklı bir öneri koyduğunda, daha öneriyi anlamadan sahibini tartışmaya başlıyoruz. “Bunu niye o söyledi?” “Kimin önünü açıyor?” “Bundan kendisine ne çıkar?” Böylece fikir masaya gelmeden niyet sorgulamasına takılıyor. Sanayi odasından siyasete, belediyeden sivil topluma kadar hangi kurumda olursa olsun, kıskançlık ve haset ortak aklın önüne geçtiğinde geleceği konuşmak imkânsızlaşıyor. Böyle bir ortamda bırakın 2038’i, 38 dakika sonrasını konuşmak bile cesaret istiyor. Bir fikrin eksiği varsa tamamlayın. Yanlışı varsa gösterin. Daha iyisini biliyorsanız ortaya koyun. Ama sırf siz düşünmediniz diye başkasının düşündüğünü boğmayın. Bir şehrin ufku, yöneticilerinin birbirine duyduğu kıskançlık kadar dar olmamalı. Çünkü geleceği kurmak, önce birbirinin fikrini dinlemeyi öğrenmeyi gerektirir. Fikirleri dinlemeyen, uzun vadeli plan da yapamaz. Bunun en görünür örneklerinden birini ulaşım tartışmalarında görüyoruz. Kartal Kavşağı meselesinin çözümü bugüne mi kalmalıydı? Çözüm için yapılan inşaatların yarattığı stresin bütün tepkisini de Büyükkılıç Başkan mı hak ediyor sizce? Bugün hâlâ bu meseleyi bu yoğunlukta konuşmak zorunda olmamız bile başlı başına bir soru değil mi? Şehrin büyümesi, araç sayısı, yeni yerleşim alanları yıllar öncesinden birlikte hesaba katılmış olsaydı, bazı çözümler çoktan tamamlanmış olmaz mıydı? Şehir planlamak, sıkışan yere sonradan yol açmaya çalışmaktan ibaret değil. Osman Kavuncu döneminden söz ederken de yalnızca geçmişi övmeyelim. O dönemin şehircilik cesaretinden, uzmanlığa verilen önemden ve geleceğe yer açma anlayışından ne öğrendiğimize bakalım. Osman Kavuncu’yu rahmetle anmak elbette kıymetli. Ama asıl mesele, onun dönemini överken bugünün sorumluluğundan kaçmamak. Bir şehrin geleceği, şehir planlamasını bilen insanlarla hazırlanır. Bilim insanına, şehir plancısına, mimara, mühendise, ekonomiste kulak verilir. Her şeyi bilen yönetici anlayışıyla ancak her gün yeni bir sorunla karşılaşırız. O hâlde yalnızca eleştirmekle kalmayalım. Önümüze bir hedef de koyalım. Kayseri 2038 çalışması hemen başlatılsın. Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve üniversiteler öncülük etsin. İlçe belediyeleri, odalar, siyasi partiler, milletvekilleri, iş dünyası ve sivil toplum aynı masaya çağrılsın. Gençler ve kadınlar da o masada yalnızca dinleyici olarak oturmasın. Gelecekte yaşayacakları şehrin kararlarına katılsın. Önce temel hedefler belirlensin. Sonra her hedefin bütçesi, sorumlusu, başlangıç ve bitiş tarihi açıklansın. Her yıl da ne kadar yol alındığı kamuoyuna anlatılsın. Çünkü hedefi olmayan şehir, gündemin peşinden sürüklenir. Takvimi olmayan hedef ise yalnızca iyi niyet cümlesi olarak kalır. 2038’e büyük bir coşkuyla hazırlanalım. Kutlamadan kastım, birkaç konser düzenleyip sahne önünde fotoğraf çektirmek değil. O yıl açılacak, bu şehrin hayatını değiştirecek eserleri bugünden hazırlayalım. Mesela büyük bir kongre ve fuar merkezi… Millet Bahçesi’nde cami için ayrıldığı belirtilen geniş alanın kullanımını da ihtiyaçlar ve mevcut planlar çerçevesinde konuşabilelim. Böyle bir merkez için uygun yer neresi, uzmanlarıyla değerlendirelim. Ticaretin, sanayinin, meslek örgütlerinin ve uluslararası buluşmaların birbirini beslediği bir merkez neden kurulmasın? Kayseri’nin ekonomik kalbinin attığı, dünyanın iş yapmak için geldiği bir buluşma alanı neden olmasın? Bir hedef belirledikten sonra, o hedefe hangi araçlarla ulaşacağımızı da konuşmalıyız. Bir başka önerim şu: Kayseri Yapay Zekâ Uygulama ve Danışmanlık Merkezi.(Üssü) Üniversiteler, odalar ve iş dünyası birlikte kursun. Sanayici üretiminde, esnaf işinde, çiftçi tarlasında, öğrenci eğitiminde bu teknolojiden nasıl yararlanacağını burada öğrensin. Şehrin ulaşımından enerji kullanımına, belediye hizmetlerinden ihracatına kadar somut uygulamalar geliştirilsin. Tabela asmakla yetinmeyelim. Sonuç Kayseri, yapay zekâyı yalnızca toplantılarda konuşan değil, günlük hayatta kullanabilen öncü şehirlerden biri olsun. Turizmde de aynı ciddiyet gerekli. Soğanlı’yı, su sporları imkânlarını, şehrin tarihî ve doğal değerlerini ayrı ayrı tanıtıp bırakmayalım. Bunları ziyaretçinin birkaç gününü Kayseri’de geçireceği bütünlüklü bir programa dönüştürelim. Hristiyanlık tarihi bakımından değer taşıyan mekânlarımızı bilimsel çalışmalarla, korumayla ve doğru tanıtımla inanç turizmine hazırlayalım. Dünyanın bildiği ama bizim ısrarla bilmediğimiz ya da bilerek üstünü örttüğümüz bir yerden söz ediyorum: “Hristiyanlığın anayasasının yazıldığı yer” olarak anlattığım Kayseri’den… Elimde bu konuda belgeler var. Bu mekânların Kültür ve Turizm Bakanlığı tescilleri de var. Her şey hazır ama bunları değerlendirecek akıl yok; onun yerine korku var. Bu korkuyu bir an önce yıkıp dünya inanç turizminin öncü merkezlerinden biri olmak, mesela Meryem Ana’ya gelen ziyaretçi sayısının üç-dört katını Kayseri’ye çekmek için hızla adım atılmalı. Ben, elimdeki bütün verilerle bu çalışmaya destek vermeye hazırım. Ama memlekette herkes her şeyi çok biliyor! Önerdiğiniz bir şey onların bilmediğini ortaya çıkarıyorsa, öneri de uyarı da çıktığı yere geri gömülüyor. Dünyanın farklı ülkelerinden insanların özellikle görmek için geldiği bir Kayseri hedefleyelim. 2038’de Türkiye’nin ve dünyanın önüne çıkaracağımız işlerin hazırlığı bugün başlasın. Bütün bunlar bizi aynı soruya getiriyor: Kayseri gerçekten bir hedef mi kuruyor, yoksa yalnızca unvan mı topluyor? “Kültür başkenti”, “spor şehri”, “turizmin merkezi”… Bunları söylemek kolay. Peki, arkasında ne var? Hangi kalıcı kurum, hangi uluslararası etkinlik, hangi tesis, hangi yetişmiş insan gücü, hangi parmak ısırtan, örnek alınan proje ve uygulama ? Bir unvan almakla o unvanın hakkını vermek aynı şey değil. Tanıtımın şehir dışına ne kadar ulaştığını, kaç insan getirdiğini, ne kadar ekonomik ve kültürel değer ürettiğini ölçmeden birbirimizi alkışlamanın faydası yok. Kayseri’nin dünya çapında iş yapma iddiası varsa, hazırlığı da o ölçekte olmalı. Sloganların altını dolduracak kadrolar yetiştirilmeli. Projelerin birbirini tamamlaması sağlanmalı. Türkiye’ye, hatta dünyaya örnek olabilecek bir şehir hedeflemek neden mümkün olmasın? Ama önce hedefin satır başlarını ortaya koymak gerekiyor. İşte Baki Ersoy’un sorusu bu yüzden önemli. Baki Ersoy’a bu yüzden teşekkür ediyorum. O soruyla beni hazırlıksız yakaladığı için… Zihnimde, şehrin geleceğine ilişkin cevapsız bir alanı görünür kıldığı için… Bu yazının ve belki de başlayacak bir tartışmanın kapısını açtığı için… Ersoy’un sevdiğim tarafı, aklına geleni söylemekten ve peşine düşmekten çekinmemesi. Cevval, çalışkan; tuttuğunu koparmaya uğraşan ve koparan bir siyasetçi. Bir hayalim var diye başlayan ve açıklamaya devam ettiği düşünceleri fikirleri, siyasi kıskançlıklara kurban edilmeyecek kadar önemli. Beş-on bin kişilik bir stadyumun çevresinde yaşam merkezi oluşturmak, bulunduğu bölgeye hareket getirmek gibi fikirleri de, bu yüzden konuşulmaya değer. Her öneriyi olduğu gibi kabul etmek zorunda değiliz. Maliyetini, ihtiyacını, yerini, şehre katkısını tartışırız. Ama önce dinleriz. İçinden “Bu benim aklıma niye gelmedi?” diye geçirip dışından burun kıvırmak, bu şehre hiçbir şey kazandırmaz. Fikir üreteni susturmak kolay. Onun yerine daha iyi bir fikir koymak emek ister. Kayseri için henüz geç değil. 2038’e hazırlanabiliriz. Siyasetiyle, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle, üniversiteleriyle ve şehir yönetimiyle ortak bir gelecek kurabiliriz. Bunun için önce bugünün telaşından sıyrılıp yarının sorumluluğuna bakmamız gerekiyor. 2038, uzak bir tarih değil. Bugün atılmayan her adım, yarın karşımıza gecikmiş bir sorun olarak çıkacak. Ancak bugün şehri yönetenlerin ufkunun, bilgisinin, aklının ve tecrübesinin bu hedefe yetmesi gerekiyor. Sizce yetiyor mu?

Haberin tamamı

KAYSERİHABERVAKTİ'de oku →